at all - Türkçe İngilizce Sözlük

at all

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"at all" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
at all zf. asla
I don't smoke at all.
Asla sigara içmem.

More Sentences
at all zf. hiç
Most configuration options are not explained at all.
Çoğu yapılandırma seçeneği hiç açıklanmamıştır.

More Sentences
İfadeler
at all expr. hiç
But we’ve not seen it at all this season.
Ama bu sezon bunu hiç görmedik.

More Sentences
at all expr. zerre kadar
Do you know him at all?
Onu zerre kadar tanıyor musun?

More Sentences
Genel
at all zf. hiçbir suretle
at all zf. hiç de
at all zf. hiçbir biçimde
at all zf. hiçbir şekilde
İfadeler
at all expr. herhangi bir şekilde
at all expr. en küçük şekilde
at all expr. az da olsa/biraz olsun

"at all" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
win-at-all-costs attitude i. ne olursa olsun kazanmaya değer yaklaşımı
jack-at-all-trades i. her işten anlayan kimse
jack-at-all-trades i. elinden her iş gelen kimse
shout all at once f. bağrışmak
be all at sea f. şaşırmak
be all at sea f. afallamak
be at all-time high f. tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek
not to say anything at all f. bir kelime etmemek
not to say anything at all f. ağzını açmamak
be at an all-time low f. en düşük seviyesinde olmak
look at all possibilities f. tüm olasılıklara bakmak
sit at home all day f. bütün gün evde oturmak
become rich all at once f. köşeyi dönmek
at all hours zf. çok geç
at all points zf. her bakımdan
at all events zf. her durumda
not at all zf. asla
at all hazards zf. neye mal olursa olsun rasgele
at all hazards zf. neye mal olursa olsun
all at once zf. birden
all at once zf. birdenbire
at all hands zf. hep birlikte her taraftan
at all hours zf. çok geç geceden sabaha kadar
at all points zf. mükemmelen
not at all zf. hiç değil
at all hazards zf. ne pahasına olursa olsun
not at all zf. hiç
not at all zf. katiyen
at all sorts of time zf. vakitli vakitsiz
all at once zf. hep birden
all at once zf. hepsi birden
at all events zf. ne olursa olsun
at all points zf. her bakımdan mükemmelen
at all hands zf. hep birlikte
at all times zf. her zaman
at all hazards zf. bütün tehlikelere rağmen
at all hazards zf. rasgele
at all hours zf. geceden sabaha kadar
at all points zf. her yönüyle
at all costs zf. ne pahasına olursa olsun
at all times zf. daima
all at once zf. aniden
at all hands zf. her taraftan
not at all zf. zerre kadar
at all other times zf. tüm diğer zamanlar
at all other times zf. bütün diğer zamanlarda
at all point zf. bütün yönleriyle
at all point zf. bütün yanlarıyla
at all hours zf. her saat
at all events zf. her halükarda
at all ages zf. tüm yaşlarda
at all right zf. her bakımdan
İfadeler
at all costs zf. her ne pahasına olursa olsun
in no time at all expr. çok çabuk
in no time at all expr. çabucacık
in no time at all expr. çabucak
at all costs expr. her ne pahasına olursa olsun
not bad at all expr. hiç fena değil
any way at all expr. her ne pahasına olursa olsun
in no time at all expr. çok geçmeden
if at all expr. hiç değilse
if at all expr. ki şayet yapılıyorsa
at all levels of society expr. toplumun her kesiminde/tüm katmanlarında
none at all expr. hiç yoktan
none at all expr. hiç
Atasözü
all cats are grey at night i. gece/karanlıkta her şey birbirine benzer
all cats are grey at night i. geceleri tüm kediler gridir
all cats are grey at night i. karanlıkta bütün kediler gridir
tis better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir
if you bow at all bow low bir işi yapıyorsan layıkıyla/tam yap
it is better to have loved and lost than never to have lost at all sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmek sevmemiş olmaktan iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir
self-praise is no praise (at all) yaptığını öven yaptığını yıkar
self-praise is no praise (at all) kendisini övenin ipi çürük olur
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
self-praise is no recommendation (at all) kendi kendini övmenin (hiçbir) değeri/yararı yoktur
self-praise is no recommendation (at all) kendi kendini övmenin (hiçbir) anlamı yoktur
self-praise is no recommendation (at all) kendi kendini övmek kişiye (hiçbir) fayda sağlamaz
self-praise is no recommendation (at all) kendi kendine övünmek (hiç) hoş bir şey değil
self-praise is no recommendation (at all) kendi kendini övmek kişiyi başkalarının gözünde küçültür
Konuşma Dili
a fairy world where nothing bad happens at all i. kötü şeylerin yaşanmadığı büyülü bir dünya
all at once zf. hep birden
all at once zf. ansızın
all at once zf. aynı anda
any way at all expr. her yolu deneyerek
any way at all expr. öyle ya da böyle
all at once expr. aniden
all at once expr. birdenbire
all at once expr. hep birden aynı anda
for no particular reason at all expr. ortada hiçbir neden yokken
for no reason at all expr. hiç yoktan
but it doesn't matter at all expr. ama artık bir önemi kalmadı
(not) at all expr. hiç de
(not) at all expr. hiçbir suretle
at all hours expr. günün her saati
at all times expr. aralıksız
at all hours expr. gece gündüz her saat
at all times expr. sürekli
(not) at all expr. hiçbir şekilde
at all hours expr. her zaman
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer kötü konuşacaksan sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer iyi bir şey söylemeyeceksen hiçbir şey söyleme daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer ağzından kötü sözler çıkacaksa ağzını hiç açma/sus daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. eğer söyleyecek güzel bir şeyin yoksa ağzını hiç açma daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü söz söyleyeceğine sus/hiç konuşma daha iyi
if you don't have anything nice to say, don't say anything at all expr. kötü sözler/şeyler söyleyeceksen sus
imnaaho (in my not at all humble opinion) expr. pek naçizane olmayan fikrime/düşünceme/görüşüme göre
imnsho (in my not at all humble opinion) expr. pek naçizane olmayan fikrime/düşünceme/görüşüme göre
for no reason at all yoktan yere
Deyim
at all hours of the day and night i. günün her saati
be all at sea f. apışıp kalmak
be all at sea f. kafası tamamen karışmış/karışık olmak
be all at sea f. işin içinden çıkamamak
be all at sea f. kafası karışık olmak
be all at sea f. kafası karışmak
protect something/somebody at all cost f. birini veya bir şeyi ne pahasına olursa olsun korumak
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (birinin) hayatı bayrama dönmek
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (birinin) şansı yaver gitmek
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (biri) için tüm güzel olaylar üst üste/arka arkaya gelmek
all (one's) christmases have come at once [uk] f. bayram etmek
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (biri) için şanslı olaylar üst üste gelmek
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (birinin) şansı açılmak/açık olmak
all (one's) christmases have come at once [uk] f. (birinin) bahtı açılmak
be all at sea f. yolunu kaybetmek
be all at sea f. afallamak
be all at sea f. muallakta olmak
be all at sea f. ne yapacağını bilememek
be all at sea f. kafası karışmak
be all at sea f. şaşırmak
doesn't bother me at all s. beni bozmaz
armed at all points s. dört bir yandan korunmuş
armed at all points s. her taraftan korunmuş
armed at all points s. her şeye hazırlıklı
all at sea s. afallamış
all at sea s. şaşkına dönmüş
all at sea s. kafası karışmış
all at sea s. şaşırmış
all at sea s. şaşırmış
all at sea s. afallamış
all at sea s. kafası karışmış
all at sea s. şaşkına dönmüş
at all costs expr. ne yapıp edip
at all costs expr. ne yapıp yapıp
at all events expr. ne olursa olsun